28 Ocak 2016 Perşembe

loveless

Prologue:

When the war of the beasts brings about the world's end
The goddess descends from the sky
Wings of light and dark spread afar
She guides us to bliss, her gift everlasting

Act I 

Infinite in mystery is the gift of the goddess
We seek it thus, and take to the sky
Ripples form on the water's surface
The wandering soul knows no rest.

Act II 

There is no hate, only joy
For you are beloved by the goddess
Hero of the dawn, Healer of worlds
Dreams of the morrow hath the shattered soul
Pride is lost
Wings stripped away, the end is nigh

Act III 

My friend, do you fly away now?
To a world that abhors you and I?
All that awaits you is a somber morrow
No matter where the winds may blow
My friend, your desire
Is the bringer of life, the gift of the goddess
Even if the morrow is barren of promises
Nothing shall forestall my return

Act IV 

My friend, the fates are cruel
There are no dreams, no honor remains
The arrow has left the bow of the goddess
My soul, corrupted by vengeance
Hath endured torment, to find the end of the journey
In my own salvation
And your eternal slumber
Legend shall speak
Of sacrifice at world's end
The wind sails over the water's surface
Quietly, but surely

Act V 

Even if the morrow is barren of promises
Nothing shall forestall my return
To become the dew that quenches the land
To spare the sands, the seas, the skies
I offer thee this silent sacrifice

26 Ocak 2016 Salı

Bu akşam kendi iç huzurumuzu sağlamanın imkanı yok.

Çünkü ben koca bir kara deliğim. Mutlulukla ışıldayan şeyleri doğal habitatlarından koparıp, vücudumun kan emici yerlerinde tüm ışıltısını çalıyorum.

Ben buyum, kötü bir insanım. Hiçbir şeyi doğru yapamayan bir insanım.

Bir resmi gazete maddesiyle mutlu insanlardan uzak tutulmalıyım. Çünkü ne ben bunun yükünü omzumda taşıyabiliyorum, ne de dünyanın daha fazla mutsuz insana ihtiyacı var.

Kalan bir iyi şey var, o da geçmişimde, gülümseyen ve iyi niyetli bir anı. Benim sömürdüğüm ve yok ettiğim bir anı.

18 Ocak 2016 Pazartesi

Bugün Ankara'da yıldızlar vardı. Şaşkın çoban gibi başım havada yürüdüm eve. Ve sarhoş.

Gelecek hiçbir günden hazzetmiyorum.

3 Ocak 2016 Pazar

Reincarnation

O kadar kıskanıyorum ki tüm sevdiğim kitapları. Hiçbir güzel şeye güzelliği sadece takdir ederek bakamıyorum. Kıskanç bir yapım var ama artık bunun insanlara karşı olmadığını da iyi biliyorum .

Bir elin verdiğini diğerinin görmediği iyilikler yapmayı seviyorum. Ama bunu gelip burada yazmayı da seviyorum .

Kararlar : Bir süredir hayatımda olmayan yalnızlığı katı bir şekilde tekrar geri aldım içeriye. Vicdansız davranmam gerekiyorsa bu şekilde mutlu olmak için, yalnız kalmak için öyle yapayım, ne olur bir insan da kötü görsün beni, bende mutlu olayım.

Susmadan önce geçenlerde okuduğum birşeyi paylaşacaktım ama kitabı bulamadım o yüzden internetten bir süre araştırma yapıp kopyalıyorum

 '' "Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım."

Arkadaş kıskanmayayım da ne yapayım . Şu bir paragraf benim hayat boyu yazabileceğim herşeyden daha güzel, ben neden yazayım ? Ya da dünya üzerinde herhangi bir insan bir daha neden yazsın ? Gökyüzü altında söylenmemiş sözlerin hepsinin söylenmesi şart mı ? 

Adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar ?